Aşıyorum,
Güneşin örselediği izlerle ve
Savrulmuş küllerle kaplı
Dumanı tüten yolları
İlerliyorum,
Raylı yollarda
Lanetli ormanların derinliklerinin
Gıcırtılı sessizliğinde aylak aylak
Ben karanlığın ta kendisiyim.
İlerliyorum,
Raylı yollarda
Ve geçiyorum,
Birbirinin taklidi evlerin yanından
Umutsuzca kendileriyle gurur duyan
Ve duyuyorum,
Dışarıdan, içerinin soğuk kokteyl tıngırtılarını
Ve bütün bunların ötesinde
Vahşi hilal, gözlerimi ışığın kemikleriyle parçalıyor.
Uyuyorum,
Düşman bakışlı bataklıklarda
Orada, güllerin arasındaki ölüm kokusu,
Çürüyen servilere sinmiş seksin kokusuyla karışıyor.
Orada, cadı ateşi batıklara tutunuyor,
Vaftizin sapık yüzünü aydınlatıyor.
Ve işitiyorum,
Gölgelerin yudumunu
Orada, sütunları sarmaşıklarla sarmalanmış
İçi harap olmuş evler
Üzerilerindeki karanlığa fısıldıyor dertlerini.
Dolduruyorum,
Meteliklerle soğuk makineleri
Benzinliklerde geceleyin
Keşmekeş içindeki trafik
Karanlıkta altı şeritli bir lav nehri
Ve çekiyorum ciğerlerime,
Otostopçunun yediği iç satırlayan rüzgarı
Başparmağım göğe doğru; kapalı şeritte
Ve görüyorum,
Yüzler, gölgeli ve kendini beğenmiş
Sıcaklığın rahatlığında; güvende
Yüzler, kendisiyle gurur duyan ay gibi
Yükselen; yörüngesinde yaralarıyla büyüyen
Sürüklüyorum,
Bir nefeslik vakitte
Buğday tarlasına bir kızı
Gece, güneşin merkezi kadar soğuk
Ve terk ediyorum onu,
Yok olmuş bekaretiyle; yalnız
Bir kurban; bir işaret
Dönüşü olmayan yollara sızanlara
Ben karanlığın ta kendisiyim.
Stephen King
Çevirisi: Alican Karakaya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder